
<GÜNCEL>
Yazarın guncel konulara ilişkin bazı [YAZILARI] ve siirleri asağıdadır.ayrıca http://cesmeline.com/index.php?page=sizden ve http://kanyilmaz.blogspot.com/2007_11_01_archive.html linklerinden yararlanabilirsiniz...
(*) TAC MAHAL
Güzeller,güzeliydi,soyluydu,vefakârdı. Şah-ı Cihan’ın büyük aşkı,sevdiceğiydi. Ona nur topu gibi on üç evlat vermişti. On dördüncü doğarken öteye göç edince, Seven yürek derin bir acıyla sarsılmıştı. Ölümsüz aşklarının yüce hatırasını Mahşer’e dek yaşatmak için ne yapmalıydı?
Olanca ızdırabı,hüznüyle,ümidiyle Gündüzünü geceye,geceyi gündüzüne Katarak çok düşündü,taşındı uzun,uzun… Nihayet büyük aşkı sembolize edecek, Gözlere,gönüllere derinden nakşedecek, Gönüllerin gönlünü gönülden fethedecek Şeyi gördü bir gece gönül aynalarında…
Sonsuz akışlı zaman nehrinin kıyısında Çağlar üstü bir yapı zaman/mekan dışında… Zarafet,altın oran,derinlik onda olsun, Su üstüne kurulsun,su gibi aziz olsun, Seyretsin kendisini suyun aynalarında,(Görsün güzelliğini…) Aşk kadar güzel olsun,görenler aşık olsun, Sadelik,güç,ihtişam,saflık,güzellik onda… Gözeleri patlatsın,nabızları çıldırtsın, Ummanları kabartsın,nehirleri taşırsın, Şakakları zonklatsın,kulakları çınlatsın, Cihanı tutuştursun,ukbayı hatırlatsın, Yürekleri hoplatsın,düşmanları çatlatsın, Bir gören sonsuza dek bir daha unutmasın!
Kutlu Başkent’ten davet edildi sanatkârlar, İpek ruhlu hattatlar,üstün zevkli mimarlar… Uğurlu elleriyle ameleler,ustalar Tarafından atılan temeller üzerinde Yükselen duvarları ışıldatan kristaller -Sedefler,pırlantalar,zümrütler,firuzeler, Mavi damarlı mermer,akik,yakut,inciler…- Aşığın içi yakan bakışları yanında (Banu’nun…) Bir avuç cam kırığı bile olamazdılar…
Gözyaşıyla karılan harcın her parçasında Yankılandı durdu hep çığlıklar,hıçkırıklar… Yankılanıp duracak sonsuza dek belki de Konukların,yerlerin,göklerin sinesinde, Zarif minarelerin,kubbelerin canında, Parmaklıkları ışık özgürlük hücresinde, Aşıkların sonsuza açık kabirlerinde, Sonsuz alev kanatlı bülbül yüreklerinde, Tüyleri diken,diken eden dinginliklerde…
Yâ-Sîn’in çepeçevre kuşattığı mekânda, Güneşin,dolunayın kozmik bakışlarıyla Alevlenen taşlara ruh,hayat veren dehâ, Sanatta,estetikte,sadelikte münteha, Dinmeyen fırtınalar ruhlarda,bakışlarda…
Müslümanın her işi güzeldir,değerlidir, Zariftir,estetiktir,güçlüdür,evrenseldir. O ki,çağlar üstü bir hiper medeniyetin İnancın,kardeşliğin,barışın,adaletin, İçtenliğin,saflığın,yiğitliğin,izzetin, Zarafetin,sevginin,hoşgörünün,dengenin Soylu,çalışkan,güçlü,dürüst temsilcisidir…
____________________________________________________________ (*):Babür Hint-Türk İmparatorluğu’nun(1526-1858) V.hükümdarı Şah Cihan (Şah-ı Cihan – Dünyanın Şahı-1593-1666)tarafından,o zamanki imparatorluğun Başkenti Agra’da Jumna(Yamuna)Nehri’nin kıyısında,büyük bir aşkla sevdiği eşi Arcüment Banu’nun(Mümtaz Banu Begüm)doğum yaptığı sırada ölümü üzerine onun hatırasına Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Mehmet İsa Efendi ve Mehmet İsmail Efendi’ye (1630-32-1652-53) yılları arasında yaptırdığı,hatları Hattat Serdar Efendi tarafından yazılan,dünyanın en güzel mimari yapısı olarak kabul edilen anıt mezar/türbe.
IZDIRAP,COŞKU VE ONUR
Sınırsız bir coşkuyla,mutlulukla,onurla Yüreğim ürperiyor,yaşarıyor gözlerim, İftihar ediyorum ulusumla,halkımla…
İşte biz buyuz,budur yaraşan bize ancak! Evrenlerce bir yürek halinde kaynaşarak, Yalnız yüreğimizle değil,her şeyimizle, -Olanca ümidimiz,iyi niyetimizle…- Çağ’a,Çağlar’a bir kez daha örnek olacak, Sevginin,hoşgörünün,gerçek medeniyetin Tablosunu çizerken güzelim kardeşlerim, Bizi birbirimize düşürmek,parçalamak, Bizi can evimizden vurmak isteyenlerin Karanlık oyunları yıkılsın başlarına, Bayramlık hevesleri kalsın kursaklarında, Olağan üstü tablo donsun bakışlarında, Halâ ısrar edenler çirkin oyunlarında Baş eğmeyi öğrensin Barış’ın karşısında.
Nasıl olurmuş dostluk,kardeşlik bir görsünler Tekrar kazanılırken yitirilmiş değerler… Felâketler umuda dönüşür inanınca, Zakkumlar goncalaşır şefkatle bakılınca… Uzansın küçük,büyük,sıcak,soğuk,gül eller, Kenetlensin hüzünlü,akça,pakça yürekler…
Bu cömertçe paylaşım,bu içten dayanışma, Canlarım,yurttaşlarım bizim harcımızdır hey!
Ey Çağ,ey Çağlar,iyi kulak verin,dinleyin, Neler yapacağını görün dev bir Millet’in…
Neyi hatırlatıyor bize olan bitenler? Yalnız orada değil,yeryüzünde,evrende En büyük,en kalıcı,en etkili depremler Yürekleri sallayan depremlerdir mutlaka! Kozmik kırılmalarla sarsılmayan yürekler Sarsılan yüreklerin hallerinden anlar mı, Yaşadığını yaşar,tattığını tadar mı? Onları Ölümsüzlük Yurdu’na çağırır mı?
27-29.10.2011-Çeşme
(1) MÜSLÜMAN TÜRK ORDUSU
Müslüman-Türk Ordusu soyludur,kahramandır, Ülküsü evrenseldir,ölümsüzdür,kutsaldır, Sıradağlar gibidir vatan savunmasında, Lâyezal (2)zaferlerin silinmez imzasıdır… Ülkesine adanmış,özgürleşmiş ruhunda Muhteşem bir geçmişin kodları kayıtlıdır. Ay-Yıldız’ın,Güneş’in kanatları altında Nice zaferler için hazırdır,kararlıdır.
Türkler olmasaydı hiç tarih yazılır mıydı, Ününe ün katıcı şefkati,adaleti, Ruhlarda fırtınalar kopartan hamaseti, Kalpleri kaynaştıran sevgisi,merhameti…?
Okyanuslar,ovalar,doruklar,karşısında Ram olur,karalarda,sularda,gökyüzünde… Dostuna can veresi,düşmanına merdane,(…dost canlısı) Uyanıktır,tetiktir her zamanda,mekânda… Sonsuz barış tutkusu Mehmetçik’in içinde,(…gönlünde,) Uykusuz gözlerinin mahzun bakışlarında… ______________________________________________ (1):Akrostiş (2):Zevalsiz,bitimsiz,ebedi.
29/05-04.06/2011
NAKBA GÜNÜ
Nakba/Büyük Felâket/zulmün doruk noktası… Ana vatanlarından sürülen mazlumların Kırılan kalplerinin tekrar onarılması Bizlerin görevidir kardeş Müslümanların… Aksâ’nın kapıları açılacak imanla,
“Geriye dönüş” için taşınan anahtarla… Üstünlük kompleksinden muzdarip bahtsızların Nasıldır araları Yüce Yargılama’yla? Üzülmeyin kardeşler zafer yakındır,yakın...
ONLAR VE ONLAR(ÖTEKİLER)
Çağlarca sülük gibi emdiler kanlarını, Kan,irin üzerine astılar çanlarını!
Oyun üstüne oyun,entrika,aldatmaca, Herkes fare,köstebek onlar kartal,atmaca!
Kopardılar yürekler arasında bağları, Nasırsız elleriyle çizdiler sınırları!
Kendilerine insan hakları,demokrasi, Ötekilere zulüm,hayvan muamelesi!
Kendilerine viski,havyar,villâ,şampanya, Ötekilere açlık,savaş,horluk,angarya!
Kendilerine gurur,kibir,ihtişam,tuğyan, Ötekilere baskı,zulüm,tutsaklık,talan!
Kendilerine saygı,onur,sevgi,ün,unvan, Ötekilere sinsi,sinsi yaklaşan yılan!
Her şeyin bir ömrü var,her şeyin başı,sonu, Hüsrandan başka nedir zalimin,zulmün sonu?
Uzak değil yakında akıttıkları kanda Boğulup gidecekler,gülecek mazlumlar da….
(*) TAHRİR(ÖZGÜRLÜK) MEYDANI
Tahrir Meydanı sonsuz,kıyısız bir okyanus… Alttan alta yükselen uğultulu dalgalar(…güçlenen…) Halinde hakikati sırtında taşıyanlar, Ruhlarını özgürlük ateşine atanlar İmanın coşkusuyla,gücüyle akıyorlar, Rab’den rol çalanlara kıyama kalkıyorlar…
Muhammed’e muhabbet bağıyla bağlananlar En zorlu engelleri kartal olur aşarlar. Yüreklerinden kopan frekanssız haykırışlar Devirir mukavvadan sütunları ardarda… Altın Çağ’ın anbean ağaran şafağında Nergisler,güvercinler,güller çıldıra yazar… Işık çocuklar koşun,sonsuzluktur yolunuz…
SIRADIŞI BEYİTLER Derin bir depresyonda dünya ahir ömründe, Pek düzgün yaşamamış ihtimal gençliğinde! *** Akıllı şapşalların akıllılıklarından(!), Arap saçına döndü her şey çıktı rayından. *** Ateşi yakan yakmış içimizde,hiç sönmez, Bu yangını söndürmek için gözyaşı yetmez! *** Nelerle uğraşıyor aklıevvel enteller, İncir çekirdeğinden küçük darbımeseller! *** Dünyaya yön vermeye kalkışanlara bakın! Bunlar egolarına tutsak olmasın sakın! *** Gözlerimiz kamaşmaz,yüreğimiz ürpermez, Pırıltılı hayatlar bir şey ifade etmez.(…imrenilmeye değmez…) *** Yaşamaktan,sevmekten,utanmaktan bihaber, Akleden kalpten yoksun kel kibarlar,enteller! *** Yönettiğini sanan şarlatanlar acunu, Sizler kaçırmışsınız çoktan İp’in ucunu! *** Her ateş cirmi kadar yer yakar denilir ya, Öyle ateşler var ki,kıvılcımıdır dünya! *** Dümdüz Müslümanlık yok,fedakâr olacaksın, Aşkınla,inancınla Çağlar’ı aşacaksın! *** Adı konmadan önce gülün kokusu güldü, Adı konduktan sonra yüzü daha bir güldü. *** Refah toplumlarının şımarma histerisi, Gurur piranhasının egoyu kemirmesi. *** Ne yergilere aldır,ne övgülerle şımar, İnsanların verdiği notun ne önemi var… *** Herkes herkese aynı yerden bakabilir mi? Herkes herkesi aynı gözle görebilir mi? *** Biz öyle bir içkinin sakisi olmuşuz ki, Aşıklar meclisinde bizden sermesti yok ki! *** Akiller boş tartışma,hezeyan yarışında, Naakiller onlardan ders alma telâşında! *** Dünyayı imar etmek için yaratılmışken, Ey insan,sensin onu cehenneme çeviren… *** Yürekler arasında kanallar kapalıysa, Neye yarar denizler kanallarla bağlansa! *** Kendinden söz ettirdin epeyce bu günlerde, Ne haltlar karıştırdın kalmak için gündemde? *** İnsanlık ne çektiyse akıllılardan(!) çekti! Kendini âkil sanan o kadar ebleh var ki! *** Kahır içinde lûtuf,lûtuf içinde kahır, Kahır bazen lûtuftan bile daha tatlıdır. *** Görünür firavunlar en azından bellidir! Görünmezler onlardan kat,kat tehlikelidir. *** Tan yerini ağartan ışığı kucaklamak,(…ışığa doğru koşmak,) O ışığı çağların ötersine taşımak… *** First leydiler güzellik,zarafet yarışında, Yoğunlaşan dualar kavrulmuş dudaklarda! *** Ucuz kahramanların pahalı kostümleri, İncir çekirdeğini doldurmayan sözleri! *** Namazımı kılarım,orucumu tutarım, Ayaklarımı gerer,arka üstü yatarım! *** Dönmez taşıma suyla değirmen arkadaşlar, Beklenen cihetlerden esmiyorsa rüzgarlar… *** Benim bildiği Allah zalime arka çıkmaz, Yaptıklarını asla kâr hanesine yazmaz. *** Modern hurafelere kapılan kapılana,(…inanan,inanana,) Sırat-ı Müstakim’den sapıtan sapıtana.(…ayrılan,ayrılana…) *** Tek bir şey istiyoruz,her şeye bedel bir şey, Allah’ın hoşnutluğu geçmişler,gelecekler… *** İnsanın huylarını güzelleştirmiyorsa, (…ahlâkını…) Namaz kültür-fiziktir ruhu arıtmıyorsa… *** Allah lâyığınız versin sayın lâikler, Lâikliği en az siz biliyorsunuz beyler! *** Allah’ı,Peygamber’i kendisine yeterli Görmeyen nasipsizler ya ahmaktır,ya deli! *** Can kardeşlerim neyi,niçin arıyorsunuz? Allah,Peygamber,Kur’an,işte bizim yolumuz… *** Ne yazar cümle âlem sizi tanıyor olsa, (…size tapıyor olsa,) Yüreğiniz Canan’ın aşkıyla yanmıyorsa… *** Mülkünle,iyâlinle şişinip duruyorsun, Evrenleri ürperten Çağrı’yı duymuyorsun! *** Hem Kur’an’dan söz eder heyecanla,saygıyla, Fizan kadar uzaktır yaşamaya Kur’anla… *** Bizi tanıdığını söyleyenler yalancı, Onlar kendilerine bile uzak,yabancı! *** Cihan sultanlığı mı,gönül sultanlığı mı? Ölümsüz’ün aşkı mı,ölümlünün aşkı mı? *** İnsanın insanlığı Müslümanlığı kadar, “Müslüman” kalmalıdır her şartta Müslümanlar. Bacak,bacak üstüne atmadım hayatımda, Edebli olmalıyım Rabbimin Huzurunda. *** Hazretin kendisinden menkul kerametleri, Tarikatkoliklerin acınası halleri! *** İslâm’da karmaşıklık,dengesizlik olamaz! Onu öyle sananlar/görenler modern yobaz! *** İnsanlardan bazısı Allah’tan rol çalmaya Kalkışırsa acunda sona ermez kargaşa… *** Siz olmasanız bile kimsenin umurunda, Herkes-her zaman-olsun sizin umurunuzda. *** Gözyaşını içine akıtmak yeterli mi, Vuslatın yangınları gözyaşıyla söner mi? *** Kurtların insanlığı yönetme taktikleri, Spastik özürlülerin dâhilik hevesleri! *** Allah’ı gündeminden çıkaran çıkarana, Dünyanın hay-huyuna kapılan kapılana… *** Yobazların bitmeyen senlik/benlik dalaşı, Uyuşuk yığınların onlara kapılması… *** Yalanlar,entrikalar,tutkular,bağnazlıklar, Yaşadığını sanan bahtsız üstü bahtsızlar! *** O kadar sığ,anlamsız,yavan ki hayatınız, Sizler yaşadığını sanan mevtalarsınız! *** Bu dünyaya takılıp kalmış hayatlarınız, Sizin için en büyük ödül(!)yalanlarınız! *** Bir şey gördüğümüz yok,bir şey bildiğimiz yok, Para sesinden başka duyduğumuz bir şey yok! *** İnsan için en büyük iddia Müslümanlık.(1) Onurlar üstü onur,özgürlük,kahramanlık… *** Teslim olmak kayıtsız,şartsız Tek Yaradan’a,(2) O’nun hakkını teslim etmek hakkıyla O’na. *** Namaz kılmakla her şey bitti sanan safdiller, Gaflet burgaçlarında debelenen gafiller! *** Yaşamasını bilen ne kadar az acunda, İnancını koruyan ne kadar az bağrında. *** Her şey burada başlıyor Cennet de,Cehennem de, Aşıklar mutlu olur hicran cennetlerinde.(…cehenneminde.) *** Mü’min problem üreten değil,problem çözendir, Uyguladığı yöntem moderndir,bilimseldir. *** Sırtına geçirilmiş deli gömleği mi ne, Vesayet mi yazılmış Millet’in kaderine? ____________________________________________ (1),(2):M.İslâmoğlu(Esma’ul Husna sohbetleri.) *** “Yoğurdu üfleyerek yer sütten ağzı yanan.” Bal damlayacak değil ya kanayan yaradan. *** Ardı ardına hatalarla yıpranan,yıpranana, Akıllılar çıkmışlar ahmaklık yarışına. *** Aklınızdan geçenler başınıza gelmeden Güzel,yararlı şeyler geçirin içinizden. *** Ne istekleri biter,ne işvesi,ne nazı, Cüzdanlar boşaltmakta hünerlidir el kızı! *** Her kokunun rengi var,her rengin bir kokusu, Hiçbir şeye benzemez yiğitlerin korkusu! *** Ev-bark,eş,dost,han-hamam,dünyalık kesmez bizi, Ölümsüz Sevgili’dir yakan ciğerimizi. *** Her cemaat politik bir partiye dönüştü, Tefrika bulutları ufukları bürüdü. *** Aşktan daha değerli bir şey var mı dünyada, İnançtan daha büyük bir onur öte yanda…? *** Bunca lüks tutsaklığı,gösteriş ahmaklığı, Hangi zaman/mekâna çıkarır insanlığı? *** Yalan üstüne yalan uyduran münafıklar,(1) Çarpıtılmış mantıklar,bedevi akıllılar. _____________________________________ (1):Tevbe(9),Âyet:94
V O L K A N
Bir kor damlası düştü aşığın kirpiğinden,(güneşin gözlerinden,) İnce bir çığlık koptu toprağın sinesinden. O damardan yürüdü kor damlası derine, Ulaştı nice çağlar aşarak yüreğine… Yürek tutuştu,yandı gözlerin ateşiyle, Ateşin iliklere işleyen sevgisiyle…
Yürüdü nice yerler/zamanlar geçe,geçe(aşa,,aşa,) Yer altı dünyasında yolunu seçe,seçe, Ateşi gül şerbeti yerine içe,içe Ateş ırmaklarının akışına kapıldı, Ateş denizlerinin kıyılarına vardı, Yalçın sıradağların bağrında karar kıldı… -Denizleri çepçevre sıradağlar kuşattı, Sıradağları sular köpük bağrına bastı…-
Önceden gelenlerle,sonradan gelenlerle, Yeşillerle,allarla,karalar,mavilerle Barışık yaşamaya,kaynaşmaya çalıştı, İşinin güçlüğünün çabuk farkına vardı!
Dingin,mutlu,huzurlu bir ortamda yaşarken, Sanki bir gün başına neler geleceğinden Haberi varmış gibi düşüncelere daldı, İçin,için kavruldu yangını biter sandı!
Yıllar,yüzyıllar geçti anlamadı,bilmedi, Yangını azalmadı anbean şiddetlendi…(…yoğunlaştı…) Nereden geldiğini,nereye gittiğini Bir türlü göremedi,bir türlü çözemedi…
Neden sonra günlerden bir gün bir şey oldu ki, Ne onun,ne kimsenin aklından geçmemişti! Sıradağlar öyle bir şiddetle sarsıldı ki, Her şey biribirine girdi,yer değiştirdi… -Bunun sebebi neydi nerden bilecekti ki!- Yakın çevresinde mi,uzak çevresinde mi(…de,….de…) Olan bir şeyler vardı,bir anlayabilseydi! Velhasıl artık bir şey dünkü gibi değildi…! Değişimin önüne geçilebilir miydi? Kımıl,kımıl kaynayan ateş denizlerinde Önlenmez bir oluşum başlıyordu belki de!(…herhalde Bunun sebebi-belki-yukarda olanlardı!
Suların kıyısında,dağların çevresinde Yaşayanlar sınırı aşmaya başlamıştı… Barış,sevgi,adalet,kardeşlik,huzur varken, Onlar ruhsuz putlardan medet umuyorlardı, Zifir karanlıklarla dostluk kuruyorlardı, Nankörlükte,nefrette ısrar ediyorlardı… Sultanlar Sultanı’nı gücendiriyorlardı…
Bu büyük bir zulümdü kendilerine karşı. -Haksızlığı ortadan kaldırmak işin başı, Zalimin gözü şaşı,zulüm zalimin aşı!- Haklı olarak Cemal gücendi,Celâl’lendi, Değişmeyen ilâhi yasa devreye girdi. O’nun yasalarında değişiklik olmaz ki!- (…yoktur ki!)
Ve ateş denizleri,ve ateş denizleri Buyruğu işitince uğultulu medlerle Yükseldi ürperterek inanan yürekleri… Diplerden dalga,dalga gelen yüksek sesleri(…çember,çember… Duyanlar mı yakındı,yoksa duymayanlar mı, gür selenleri…) O’nun yasalarına aykırı yaşamayı Matah bir şey sananlar,siz yaşıyor musunuz, Bu paniğiniz nedir,neden korkuyorsunuz?
Bilinen,bilinmeyen gizli,açık sebepler Yüzünden birbirine arka çıktı alevler… Damarlarda alev-kan dolaşmaya başladı, Lâv ırmakları sonsuz kollar halinde aktı, Otları tutuşturdu,çınarları devirdi, Gündüz geceye döndü,gece güne evrildi, Göklerin maviliği kızıllaştı,grileşti, Yer yerinden oynadı,yörüngeler değişti…
Topraklar alev aldı,dumanlar göğe ağdı, Kıvılcımlar sonsuza öbek,öbek saçıldı, Ateş kesildi her yer,enginler alev,alev, Çatır,çatır yarıldı,parçalandı kayalar, Ormanlar yaprak,yaprak ve kanat,kanat kuşlar… Kiminin kirpikleri,kiminin canı yandı, Kuruların yanında-yazık-yaşlar da yandı! Celâl rüzgarlarıyla darmadağın oldular… “Elleriyle işlemiş oldukları yüzünden”(1) Oynattıkları için kayaları yerinden Sarıldıkları şeyler alındı ellerinden.
Ezelden yananları ateş hiç yakar mıydı?
Alev-kanın debisi yükseldikçe patlayan Sonsuz gözeden,sonsuz alev güldü saçılan Sonsuz sıradağların en yüksek doruğundan…
Volkanın uğultusu bastırdı çığlıkları…
Siz miydiniz çiğneyen ilâhi yasaları, Kulak ardı edenler kutlu uyarıları? -Tutkularına tutsak güneşin çocukları!- Nerede kaldı sizin insanlık onurunuz, Hangi yolun yolcusu düşünceniz,duygunuz, Niçin kesiliverdi sesiniz,soluğunuz?
Bunca güzellik varken,niçin kötülüklerle, Hoyratlık,sevgisizlik,adaletsizliklerle, Yamulmuş tasavvurlar,çarpık düşüncelerle, Hileler,desiseler,kahpece düzenlerle, Hırslar doyumsuzluklar,kinlerle,hasetlerle Bu kadar içli-dışlı olabiliyorsunuz, Bunun sonu ne olur düşünmüyor musunuz?
Kapılar kapanmadan,tan yeri ağarmadan, Meleğin solukları gırtlağa dayanmadan, Nedamet dalgaları eşikleri aşmadan Kendine gel,kendine yabancılaşmış olan “Emanet”i sırtına yüklenmekten kaçınan, Kendini bul yol,yordam nedir unutan insan!
Göklerden sarkan İP’e sarılmadığımızdan, Sarmaşıktan,ayrıktan medet umduğumuzdan Toprak yarıldı,kaydı ayağımız altından…
Kim başıboş brakılmış(2)evren coğrafyasında, Hangi tekne rotasız zaman okyanusunda?
Putlar yerle bir oldu parçalandı,dağıldı, Ateşin değdiği her şey yeniden canlandı, Kaktüs bakışlıların,zakkum soluklarıyla Solmuş güller yeniden sonsuz goncalar açtı, Bataklıklar kurudu,kirler yundu,arındı, Hilâl Dolunay oldu,mühürler parçalandı, Işık-alev kanatlar ardına dek açıldı…
Püskürmenin ardından yeni bir Çağ başladı… (…başlayan Altın Çağ’dı…) _________________________________________________________ (1):”İnsanların elleriyle işledikleri(günahlar)yüzünden karalarda ve sularda fesat(bozulma/kaos)meydana geldi.” Âyet (2):”İnsan(oğlu) başıboş bırakıldığını mı sanıyor?”Âyet
Aptal kutusu değil,Pandoranın kutusu Gönül sultanlığı mı cihan sultanlığı mı? Allah yolunda olan Allah yolunda ölür. Tarihin akışını değiştirenler kimler, Kadim cahiliyeden andolsun ki bin beter, Pisliğini örtmeye çabalayan kediler, "Kendini bişey sanmak" büyük bir tehlikedir, İnançsızlık insanın kendine ihaneti "Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir."(1) Bu dünyada en büyük şanssızlık inaçsızlık, Bizim yan gözle bile dönüp bakmadığımız, Saf,dupduru,riyasız bir aşk yaşamak için, S E L
Bir çiy damlası düştü gökten gül yaprağına(…gülün bağrına) Alacakaranlığın serin dinginliğinde (…dingin serinliğinde) Kuşlar şölenlerine başladığı demlerde. İçin,için ürperdi saçından,tırnağına… Kim ne diyebilirdi gülün mutluluğuna…
Ve daha bir coştular hafızın gür sesiyle, Şafağın cana canlar katan soluklarıyla ,(…iliklere işleyen soluğuyla,) Toprağa,göğe,suya sinen sıcaklığıyla Yanan,yandıkça yakan aydınlık çağrısıyla…(…onduran/kurtuluş…) Gül yürekler titredi sonsuz çiy damlasıyla, Tutuştu seccadeler akkor göz yaşlarıyla…
Tan yeri ağarması gecikti geciktikçe, Karanlık yoğunlaştı doğu ufuklarında Anbean ışıyarak açılacağı yerde… Belirdi gizem yüklü gri,ak,siyah yığınlar Viyoleden kızıla çalan sonsuzluklarda…
İlk şimşek çakışları ardından kulaklarda Çınladı gümbürtüler camlarda,doruklarda, Yankılandı yankısız sanılan kanyonlarda, Ruhun sonsuz boyutlu kristal fanuslarında… Önceden cisil,cisil rahmet inceliğiyle Serpilen,serpildikçe ürperen damlaların Savrulan,savruldukça inleyen kristallerin -Ki tanıklarıydılar sırlar üstü sırların,(la) Sonsuz yörüngelerle donanmış evren(ler)in.- Ardından bir sağanak olanca şiddetiyle İndirdi ki,göz gözü görmez oldu nedense…
İnleyen gül yaprağı darmadağın savruldu, Dağlar boynunu büktü,kırlar sarardı soldu, Kuşlar gizlenecek bir kovuk aradı durdu, Uzak,yakın bedenler birbirine sokuldu…(Sıcak,soğuk…)
Pınarlar pınarlarla,çavlanlar çavlanlarla, Damlalar damlalarla,ırmaklar ırmaklarla, Denizler denizlerle,gözeler gözelerle Kaynaştı,yerden göğe yükseldi uğultular, Taştı yataklarından okyanuslar,ırmaklar, Damarlarla buluştu kör kuyular,kaynaklar, Önlerine çıkan ne varsa yıkıp,yuttular Sonsuz periyodlarla yuvarlanan dalgalar…
Mukavvadan maketler gibi yerle bir oldu Gökdelenler,köprüler,barajlar,yüksek surlar, Sekoyalar,çimenler,çınarlar,ıhlamurlar, Şakayıklar,zambaklar,orkideler,lotuslar, Tahtlar,taçlar,sütunlar,maskeler,madalyalar, Karıncalar,arılar,kelebekler,kartallar, Güvercinler,serçeler,bülbüller,albatroslar, Kadillaklar,fiatlar,mercedesler,volvolar, Arslanlar,tosbağalar,ceylanlar,kangurular, Kubbeler,şerefeler,dev kuleler,şatolar, Çalımından yanına varılmayan saraylar, Broşlar,çelik kasalar,avizeler,fıçılar, Elmaslar,pırlantalar,astraganlar,yakutlar…
Haykırışlar,çığlıklar,inleyişler,susuşlar, Kokudan,şaşkınlıktan donuveren bakışlar, Utançtan,pişmanlıktan duruveren yürekler…
İnsanın saygınlığı,gücü,kibri,gururu, Göğsünü gere,gere savunduğu onuru, Velhasıl onu “insan” yapan moral değerler -Zenginleştiren sesler,renkler,soylu duygular…- (…çizgiler…-) Mahşeri hengamede iki paralık oldu…(…eridi,tuz-buz…)
Bu olan bitenlerin bir sebebi yok muydu? (…sebebleri…) Kim göz ardı etmişti doğa yasalarını? Kendisine yaptığı en büyük haksızlığı -İnancın ışığını söndüren bağnazlığı.- Yoksa bilmiyor muydu,yoksa görmüyor muydu? İnsan insanlığını inkâr mı ediyordu?
“Elleriyle işlemiş oldukları yüzünden(1) Karalarda,sularda oynadı yer yerinden.” _________________________________________ Sûre Rûm(30):Âyet:41
Dengesi bozulanlar,dengeleri bozanlar… Kuruların yanında yaşlar da tutuştular, Cehennem sellerine onlar da kapıldılar…
Gitgide uzaklaşan insan öz benliğinden Habersiz evrendeki yerinden,değerinden. Tutkularına tutsak olduğundan belki de Güller goncalaşmıyor,çiçek açmıyor dallar Mevsimler üstü,sonsuz gönül bahçelerinde, Uykusuzluk akıyor çapaklı gözlerinden… (Mutsuzluk püskürüyor…)
Bu seller bir şey değil,bir gün gelir geçerler, Bir gün gelir silinir bıraktıkları izler. İnançsızlık seline kapılmışsa toplumlar Şafaklar sökmez olur,ışımaz karanlıklar. O selleri önleyen ancak tek bir şey vardır, O da içten,katıksız,dosdoğru bir inançtır, Karanlıkları delen,aydınlatan yıldızdır. O yıldızı bağrında taşıyan müslümandır. (Müslüman o yıldızı bağrında taşıyandır.)
Onlar için dökülen riyasız gözyaşları Aştı yüksek sedleri,fetihsiz dorukları, Dalga,dalga sel oldu varlık ovalarında, Besledi kurumaya yüz tutmuş pınarları,(..vahaları,) Mazlumlar yelken açtı vuslat ummanların(d)a, Dolunay’ın yumuşak,müşfik aydınlığında…
Gözyaşı ırmakları karışınca sellere, Sellerle kaplı yerler dönüştü gülşenlere… Gülşenlerden derilen gülleri gülsüzlere Sundular gül çocuklar gülşen tebessümlerle… Gül kokulu çocuklar koşuştu ötelere, Nişanlı güvercinler kanat vurdu göklere, Göklerin kapıları açıldı sevenlere, Sevenler mutluluğa kandılar Sevgili’yle…(…koştular ölesiye.) 09.01-01.02.2011
KIYAM ET !
Kıyam et zalimlere ey mazlum kardeş kıyam! Gemi azıya aldı Nemrutlar,Firavunlar… Egolarını ilâh edinen şarlatanlar, Büyüklük kompleksinden muzdarib cüce devler, Aydınlıklara düşman karanlık bakışlılar…
Ayaklara,ellere vurulan bukağılar Bir gün gelir çözülür,parçalanabilirler, Nasıl çözülebilir yüreğe vurulanlar, Nasıl aydınlatılır zifiri karanlıklar…?
Sen elini kolunu bağlar,boyun bükersen, Kuzu,kuzu oturur sesini yükseltmezsen,(…çıkarmazsan,) Zalim insafa gelir ümidini beslersen, (..belki diye beklersen,) Kudret Eli uzanmaz öteler ötesinden…
Ölüm bahçelerinden kor güller deremezsen, Tutsaklık bukağısı çözülmez yüreğinden, Özgürlük ateşini içinde yakamazsın. Özgürlük ateşini içinde yakamazsan, Ölümsüzlük yolunda bir adım atamazsın, Rahman’ın Huzur’una ak yüzle çıkamazsın…
G Ü N C E L B E Y İ T L E R
Ey tarih yazan Millet,tarih okumaz oldun!(1) Kimliğini unuttun,kuru bir yığın oldun. *** Dünyayı ahirete yeğleyen yeğleyene, Temiz çamaşırları kim koydu şu leğene? *** Bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrarlayan Taş kafalı aydınlar(!) uzak olsun toplumdan! *** İmajınız kurusun imaj kumkumaları, Kaypak İmaj Çağı’nın maymun maskaraları! *** En kolay işi yapan eleştirikolikler! Ortaya koyduğunuz yapıtlar(!) neredeler?
*** Zakkum tebessümlerin kıskançlık nöbetleri! Yürek burgaçlandıran entel muhabbetleri! *** Bilmediği bile bilmeyen çok bilmişler! Lafazanlığı sohbet sanan çatal dilliler! *** Koltuksuz tiyatronun perdesiz sahneleri, Ucuz kahramanların gövde gösterileri! *** Malzemesi “sansasyon” tuhaf,politik tipler, “Devlet adamlığı”nın teğet geçtiği çember! *** ___________________________________________ (1): Alev Alatlı’nın bir makalesinden.
G Ü N C E L B E Y İ T L E R - II
Entel,mentel geçinen süper-kültür cahiller! İğnenin deliğinden deveyi geçirenler! *** Toplumun,bireylerin altını oyan fitne! İşsizlik ve yoksulluk ucu zehirli iğne! *** Dehşetle ürpertiyor,ruhumu kavuruyor, İnançsızluk sendromu İnsan’ı çürütüyor! *** Ne övgülere aldan,ne yergilerden utan! Yolunu şaşırmazsın frekansını bozmazsan. *** Yol gösterenler idik,yol gösterilir olduk, Kendi silahımızla sırtımızdan vurulduk. *** Bizi bizden ayıran,uzaklaştıran nedir? Hangi sinsi emeller güzel görünmektedir? *** Bireysel ve toplumsal bir travma yaşıyoruz, Bize şifa verecek Hekim’i görmüyoruz. *** Kimlik erozyonuna uğramış bir toplumuz, Allag selamet versin,eğri-büğrü yolumuz.
G Ü N C E L B E Y İ T L E R -III- Baltayı taşa vuran acemi oduncular, Bilmeden Kopmaz İp’in ucunu kaçıranlar. *** Devlet adamlığına nedir en doğru kriter? Değil herhalde bizim çağdaş karikatürler! *** Bu kadar kolay günah işleyen bir toplumda Sapla,saman karışı fitne ambarlarında! *** Eller doldurulurken,yürekler boşalıyor, Karanlık bastırıyor,aydınlık direniyor… *** İffetsizliğin övgü konusu yapıldığı Bir çağda yaşamanın hazzı büyük bayağı! *** Günlük martavallarla uyutulan yığınlar, Kaşla göz arasında elden çıkarılanlar. *** Törenler,madalyalar,unvanlar diplomalar, İnsanlık okulundan mezun olamayanlar… *** Değişen pek bir şey yok,hep aynı teraneler, Ciddiyet kumkuması bilgiçler,gevezeler. *** G Ü N C E L B E Y İ T L E R -IV-
Niçin bir türlü mutlu olamıyor insanlar? Onlar kendilerinden,O’ndan uzak kalanlar… *** Kuru nutuklar atan kuru kafa hatipler! Onları ağızları üç karış diyenler! *** Bu sancılar büyük bir değum(ş)un habercisi. Sedef içinde gizli yüzyılların incisi. *** Uhrevi(!)kafaların dünyevi hesapları! “Beyaz Müslümanlar”ın buğulu hayatları. *** Bu insanlar kaç yüzlü,kaç yürekli Allah’ım! Yitirdiği şeyleri nasıl kazandıralım? *** Değişen hiçbir şey yok,eski tas,eski hamam, Tellâklar,müşteriler memnun hayatlarından. *** Siyaset sahnesinin inmeyen perdeleri, Ciddi komedyenlerin,gayri ciddi rolleri! *** İnsanlar iki şeyin peşinde;şehvet,para! İkisi de insanı toslatırlar duvara!
İçim yanıyor içim,kavruluyor yüreğim, Gözlerim biber biber,gözlerim sicim,sicim… Düşlerime giriyor yitirdiğim günlerim, Dupduru çocukluğum,hüzünlü ilk gençliğim…
Taptaze yosun kokan,özgür kanatlar konan Bir zamanlar turkuvaz mavisiyle okşanan (…boyanan) İmbatlı kıyılarda,granit kayalıklarda Her adım atışımda,her soluk alışımda (Bu gerçek değil,sanal bir yürüyüş aslında!) Beton bloklar altından gelen çığlıklarını, Bakımsız koruluktan gelen yankılarını Duyuyorum coşkulu,mahzun ilkgençliğimin, Besili levreklerin,narin karideslerin…
Martılar küstü,yosun kokuları yok oldu,(…nerede?) Atadağ yamacından güneşin doğuşunu Seyrederken yüreğim pır,pır etmiyor artık. Martıların tiz,içe işleyen seslerini (…yürek burkan çığlıklarını ) Doklardan yükselen tok çekiç,balyoz sesleri Aldı,çamur deryası haline getirilen (Bastırıyor…) Darmadağın edilen sahillerde gezinen Cömert Sepetçik Koyu hırsın kurbanı oldu, Kadim,sadık dostumuz Fener büktü boynunu.
Nasıl bir doyumsuzluk,acımasızlıktır bu, Kibirdir,bencilliktir,bir saygısızlıktır bu? (…düşüncesizliktir…)
Dev ro-ro’lar kapladı,karattı ufkumuzu, Kruvaziyer rüyası bir gün gerçek olur mu?
Marina alış-veriş merkezimiz gerçekten Büyük başarılara(!) imza attı şimdiden! Özellikle geceler iğne atacak yer yok, Tıklım,tıklım marketler,restoranlar,kafeler, Hıncahınç mağazalar,barlar,bilmem nereler… Yüksek kiracıların keyfine diyecek yok! -Bakalım ne olacak kış bastırınca artık!- Dünyalık kazanç hırsı,üretmeden tüketmek, Kaldıracağından çok fazlasını yüklenmek. -Oldukça akıllıca bir davranış doğrusu!- (İnsanoğlu tutulmuş tüketim hummasına, Neredeyse kusacak kuştüyü yastığına!)
Harcama,görgüsüzlük yarışında züğürtler, Gurur,kibir,gösteriş ikliminde elitler(!)… Bunun gerçekliğine nasıl da inanmışlar, Sanal albenisine nasıl da kapılmışlar Tek dünyaya hapsolmuş özgürlük(!) tutsakları, Binek,kadeh,kariyer,ödül bağımlıları… İğreti tebessümler,zoraki kahkahalar, Elmas taşlı yüzükler,kolyeler,tenezzühler, Mutluluklar ardına gizlenen mutsuzluklar…(Yapay mutluluklarla Değerli değersizler,değersiz değerliler, örtülen…) Dengesiz dengeliler,dengeli dengesizler…
Yeryüzünde,evrende milyonlar bulamazken İçecek bir tas soğuk çorba,bir yudumcuk su, Günde en az üç,dört,beş öğünlük ziftlenmeyi İçine sindirenler hangi yolun yolcusu, Kursaklarından nasıl geçer koca lokmalar? (Paylaşmaktan kaçınmak bencillik,utanç,zillet, Milyonlar aç inlerken tıka-basa ziftlenmek!) Ne olur kaş çatmadan,dudak bükmeden önce Bir düşünün modernler nedamet neye yarar Can boğaza gelince,can boğazdan gidince…
Uygarlık,modern yaşam hiç kuşkusuz güzeldir, Güzelliğe çirkinlik maskesi takmak değil… Başıbozuk,kuralsız yaşamak mıdır yani? Bizim anladığımız –ne yazık ki-bu değil! Medeniyet dengedir,estetiktir,sevgidir…
Velhasıl efendiler,hanımlar şu gerçek ki; (Sözün özü hanımlar… Sözün gücü olacak yengin çıkacak yine, efendiler,şudur ki; Üstün gelecek olan gücün kara sözüne… (…kara gücün…)
İnsanoğlu dönecek yitirdiği özüne… 10-12 Recep 1431 22-24/07/2010 Çeşme
Ü Ç A Y L A R Rahmet sağanakları indirdi indirecek, En çorak toprakların beklediği gün geldi, Cennetin kokuları gürleştikçe,gürleşti. Ekilen tohumların ürününü devşirmek Puanları eksiden,artılara çevirmek…(…artıya çevirecek.)
Şerefli,nurlu,ulvi iklimlere erişmek, ALLAH’ın rızasını kazanmayı dilemek Beratını alanlar için ne büyük nimet.(emek.) ALLAH’ın Resul’ünün sevdiklerini sevmek Ne büyük bir mutluluk,ne onur,ne muhabbet…
Ruhları hamlığından kurtarabilmek için Ateş çemberlerinden geçirmek gerekmez mi? Masiva gayyasından,mavera göklerine (iklimine) Açılan kapılardan herkes geçebilir mi? Zakkum bahçelerinden güller derebilmenin Anlatılmaz hazzına her can erebilir mi? Ne kadar güç Müslüman-insan-kul olabilmek…(kalabilmek) K E R V A N S A R A Y
Kervansaray yıllardır,çağlardır süre gelen En hüzünlü/acılı günlerden kurtuluyor, Ruhundaki sancılar sevince dönüşüyor. Varislerinin kadir bilmezliği yüzünden Aldığı yaraları kapanıyor,onuyor. Neredeyse başına çökecekken gök kubbe, Sonsuzluğa açıyor ışıltılı bağrını, Alev,alev başıyla,turkuaz gözleriyle… Renkler,sesler,ışıklar sonsuz bir armoniyle (menevişlerle) Açılarak iç,içe kuşatıyor çağları… Yükseliyor anbean umudun yankıları… Rabbim!Bu nasıl bir kin,nasıl bir düşmanlıktır,
TESBİTLER/ DOKUNUŞLAR Birkaç yıl önce yazdığım bir makalede,artık siyasi/politik içerikli konulara girmek istemediğimi,girmeyeceğimi belirtmiştim.(Aslında bazı şiirlerimde siyasal/toplumsal boyutların/bölümlerin bulunması zaten kaçınılmazdı.) Ama Ülkemizde ve dünyada öyle şeyler oluyor,kalabalıklar öylesine iğrenç yalanlarla/oyunlarla oyalanıyor,aldatılıyor ki,daha fazla susmanın doğru olmayacağına kanaat getirerek,olanca iyi niyetim,inancım ve naçizane 45 küsur yıllık okumalarım ve gözlemlerim doğrultusunda bazı tesbitleri ve dokunuşları dile getirmeyi,-karınca,kaderince bazı kardeşlerimi de uyarmak,bir özeleştiri yapmak-niyet ve amacıyla kendime bir vicdan borcu olarak ittihaz ettim. Kuşkusuz bu tesbitler ve dokunuşlar,sadece günümüz dönemiyle sınırlandırılmamalı,yakın geçmişten süre gelen sorunların da göz önünde bulundurulması gerçeği unutulmamalı,göz ardı edilmemelidir. Beni asıl hüzünlendiren,utandıran hatta kahreden bu yanlışları yapanların “Müslüman”(geçmişte de,bugün de)kimliğiyle ortaya çıkmış olmalarıdır! İşte o tesbitler ve dokunuşlardan ilk aklıma gelenler… 1)-Zina(gayrimeşru,nikahsız ileri derece ilişki)yasal olarak suç olmaktan çıkarılmıştır. 2)-Devletin en üst kademelerinden,en alt kademelerine kadar akıl almaz bir israf ve gösteriş söz konusudur.Dünyanın en zengin ülkelerinde dahi bu kadar “makam aracı”yoktur!Bu israfın halka yansımasını günde 10.000.000(on milyon) ekmeğin çöpe atılması olarak örnekleyebiliriz.Örnekleri –her alanda-çoğaltmak mümkündür.Beldemizde bile bir ekmek alamayacak kadar güç durumda olan onlarca insan bulunmaktadır. Bir de kolay zengin olmanın yollarını bularak kısa zamanda hayatı değişen ve tam bir “sonradan görme psikolojisi” içinde hareket eden bazı kesimler vardır ki halleri gerçekten yürekler acısıdır,ibret vericidir. 3)-Yabancı bir şirket tarafından işletilen Gümüşhane’deki altım madeni alanında 1 ton topraktan 126 gr altın çıkarıldığı halde 10 gr gösterilmekte,1 milyar dolar kazanılmasına karşılık sadece 20 milyon dolar vergi verilmektedir.Oysa gerçek kazanç bunun en az on katıdır.Diğer maden işletmelerinin de durumu bundan farklı değildir. 4)-İç ve dış borçlar,cari açık Cumhuriyet tarihinin en büyük meblağına ulaşmıştır.(Bugüne kadarki toplam borçları geçmiştir diyen ekonomistler vardır.) 5)-Yurdumuzdaki bankaların dünyadaki ekonomik bunalımdan en az etkilenerek,en çok kar ettikleri bir dönem yaşadıkları söylenmiştir.Kapitalizmin mabedleri olan bankaların-sermayelerinin-% 70-80’ninin yabancıların elinde olduğunu hatırlatmak, kazanılan paranın kimlerin cebine gittiğini anlamak için yeterlidir sanıyorum.Borsanın durumu da aynıdır.Yatırım olarak Türkiye’ye girdiği söylenen milyar dolarların da büyük bir bölümü-belki de tamamı-istihdam ve üretim için değil paradan para kazanmak için yapılmaktadır maalesef. 6)-Yüklü miktarlardaki birikimini bankalara faize yatıranlardan,astronomik futbol transferlerinden beş kuruş vergi alınmazken,seyyar satıcıdan,emekliden,emekçiden,memurdan,küçük esnaftan kazancının/maaşının yarısına yakın vergi alınmaktadır.%50’lere varan kayıt dışı ekonomi kontrol ve denetim altına alınamamakta,bu yüzden milli servete katılması gereken trilyonlarca lira vergi kaçakçılarının cebine girmektedir. 7)-İşsizlik had safhadadır.Ve bir çare bulunamamaktadır.Y.okul mezunları asgari ücretle çalışmaya razı olmakta,işverenler de bu fırsatı kurnazca değerlendirmektedir! 8)-Fuhuş,uyuşturucu kullanımı ilkokul çağlarına kadar inmiş,entest(aile içi ilişkiler),çocuk kaçırma olayları inanılmaz oranlarda artış göstermiştir. 9)-İntihar olayları %35 artmıştır.Gasp,soygun,adam öldürme v.b.suçlarda ürkütücü rakamlardan söz edilmektedir. 10)-Şans oyunları(kumar da diyebilirsiniz),spor-toto,loto,iddia,milli piyango (emeksiz kazanç) % 34 oranında artmıştır. 11)-Milli servetin temel taşları(kaynakları)olan en büyük tesisler(KİT’ler) (içlerinde kar edenler de dahil olmak üzere)değerinden çok daha düşük bedellerle elden çıkarılmış,yabancılara kaptırılmıştır. 12)-Terörle mücadelede altıyüz milyar dolar harcandığı halde bugüne değin kesin bir sonuca varılamamış,başarıya ulaşılamamıştır.(Bu meblağın yarısından çoğu başka işler için harcanmıştır!) 13)-IMF’nin gelirlerinin % 60’ı Türkiye’nin ödediği faizlerden elde edilmektedir.(Geçmiş dönemlerle birlikte ödenen faiz bir buçuk trilyon dolar olarak belirtilmektedir.) 14)-Her ile üniversite açıldığı,ancak öğretim/öğrenim düzeyinin dünya standartlarının çok altında kaldığı,hiçbir üniversitemizin dünyanın ilk 500 üniversitesi arasına giremediği,bilim adamı/öğretim üyelerimizin okuma,araştırma alışkanlıklarının pek olmadığı-pek azı dışında-dünya çapında bilimsel başarılar elde edemedikleri de bir gerçektir.(Üniversite mezunlarının iş bulamamaları da ayrı bir sorundur.) 15)-İstihdam/üretim/tüketim dengeleri tam/sağlıklı olarak kurulamadığından ekonomi bir türlü istikrara kavuşamamakta,rayına otur(tula)mamaktadır. 16)-Sam Amca’nın başımızın üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanmasına engel olunamamakta,aksine emperyalist emellerine bizi de alet etmesine göz yumulmaktadır. 17)-Suni,yüzeysel gündem oluşturularak,toplum(kalabalıklar) asıl sorunlardan uzaklaştırılmakta,özellikle futbol,aşırılıklar içeren eğlenceler v.b.aktivitelerle beyinler/yürekler uyuşturulmakta,karartılmakta,düşünmeyen,hissetmeyen yığınlar daha kolay yönlendirilmekte, yönetil(ebil)mektedir. 18)-Rekorlar kıran alkollü içki tüketimine bağlı olarak ani ölümlerde ve trafik kazalarında patlamalar yaşanmaktadır. 19)-Tarım,hayvancılık v.b alanlarda büyük gerilemeler görülmektedir,yaşanmaktadır.Bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’nin buğday,pamuk,et ithali utanç vericidir.İthal edilen hayvanlara domuz yemi yedirildiğinden domuz DNA’sının etlerine karıştığı uzmanlar tarafından dile getirilmektedir.Dünyanın en pahalı eti Yurdumuz’da satılmaktadır. Benim aklıma-şimdilik-gelenler bunlar…Daha başka konular da mutlaka vardır,okuyuculardan yardım bekliyorum… Sağlık,emeklilik,ulaşım(hızlı tren,duble yollar,metrolar v.b.),dış politika…alanlarında olumlu çalışmalar yapıldığı da bir gerçektir…Ama yapılan yanlışlar ve verilen zararlar yanında bunlardan söz edilmeye değer mi bilmiyorum. Ben de her vatandaş gibi ülkemin dünyada hak ettiği onurlu,etkin,saygın yerini almasını,yurttaşlar arasındaki korkunç uçurumların,(gelir dağılımı,eğitim,barınma,beslenme,giyim-kuşam,sağlık,seyahat,fırsat eşitliği…v.b)adaletsizliğin ortadan kaldırılarak mutlu,huzurlu,barış,kardeşlik,dirlik-düzenlik içinde sağlıklı,dengeli bir yaşama kavuşmasını yürekten diliyorum. Her şeye rağmen geleceğe iyimserlikle,ümitle bakanlardanım. Yurttaşlar-ve topyekün insanlık ailesi-dibe vurduğunun farkına varacak ve kendine(özbenliğine,yitirdiği değerlere)yeniden dönecektir,kavuşacaktır. Biz de iyi niyetli,dürüst…yurttaşlar/insanlar olarak her şeyi devletten/başka- larından beklemek yerine,üzerimize düşen yurttaşlık/insanlık görevlerimizi her alanda-içtenlikle,hakkıyla- yerine getirme yükümlülüğünü ve bilincini kuşanmalıyız. O günlere en yakın zamanda ulaşmak dilek ve arzusunu taşıyan ve olanca iyi niyetiyle,inancıyla sahip olduğu maddi/manevi imkanlarını /argümanlarını bu yolda seferber eden herkese selam olsun…Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun… Kalın sağlıcakla… KURBAN SONESİ(1)
Al takva bıçağını çal nefsin boğazına Aksın kokusuz kanı hiçlik denizlerine. İçindeki hayvanı-incitmeden-boğazla Kavuşsun tutsak canın mutlak özgürlüğüne.
Kıyam et adanmışlık ruhuyla ilâhlara. Kibriyle,gururuyla,kini,bencilliğiyle Benliğinin tutsağı olmuş zavallılara Makam,mansıp,para pul,mal tiryakilerine.
Suskunluk haykırıştan etkilidir çoğu kez. Sen de suskunluğunla frekanslar üstü bir ses Olarak zamanları/mekanları dillendir.(gönendir.)
Bir adım geri atma alem karşı çıksa da Ahrette bayram yapar kurban olan dünyada. Ey adanmış ruhlar,en güzel son sizlerindir. _________________________________________________________ (1):M.İslâmoğlu’nun “Adayış Risalesi”ndeki görüş ve yorumlarından yararlanılmıştır. GÜNCEL BEYİTLER Entel,mentel geçinen süper-kültür cahiller! İğnenin deliğinden deveyi geçirenler! *** Toplumun,bireylerin altını oyan fitne! İşsizlik ve yoksulluk ucu zehirli iğne! *** Dehşetle ürpertiyor,ruhumu kavuruyor, İnançsızluk sendromu İnsan’ı çürütüyor! *** Ne övgülere aldan,ne yergilerden utan! Yolunu şaşırmazsın frekansını bozmazsan. *** Yol gösterenler idik,yol gösterilir olduk, Kendi silahımızla sırtımızdan vurulduk. *** Bizi bizden ayıran,uzaklaştıran nedir? Hangi sinsi emeller güzel görünmektedir? *** Bireysel ve toplumsal bir travma yaşıyoruz, Bize şifa verecek Hekim’i görmüyoruz. *** Kimlik erozyonuna uğramış bir toplumuz, Allah selamet versin,eğri-büğrü yolumuz. *** Baltayı taşa vuran acemi oduncular, Bilmeden Kopmaz İp’in ucunu kaçıranlar. *** Devlet adamlığına nedir en doğru kriter? Değil herhalde bizim çağdaş karikatürler! *** Bu kadar kolay günah işleyen bir toplumda Sapla,saman karışı fitne ambarlarında! *** Eller doldurulurken,yürekler boşalıyor, Karanlık bastırıyor,aydınlık direniyor… *** İffetsizliğin övgü konusu yapıldığı Bir çağda yaşamanın hazzı büyük bayağı! *** Günlük martavallarla uyutulan yığınlar, Kaşla göz arasında elden çıkarılanlar. *** Törenler,madalyalar,unvanlar diplomalar, İnsanlık okulundan mezun olamayanlar… *** Değişen pek bir şey yok,hep aynı teraneler, Ciddiyet kumkuması bilgiçler,gevezeler. *** Niçin bir türlü mutlu olamıyor insanlar? Onlar kendilerinden,O’ndan uzak kalanlar… *** Kuru nutuklar atan kuru kafa hatipler! Onları ağızları üç karış diyenler! *** Bu sancılar büyük bir değum(ş)un habercisi. Sedef içinde gizli yüzyılların incisi. *** Uhrevi(!)kafaların dünyevi hesapları! “Beyaz Müslümanlar”ın buğulu hayatları. *** Bu insanlar kaç yüzlü,kaç yürekli Allah’ım! Yitirdiği şeyleri nasıl kazandıralım? *** Değişen hiçbir şey yok,eski tas,eski hamam, Tellâklar,müşteriler memnun hayatlarından. *** Siyaset sahnesinin inmeyen perdeleri, Ciddi komedyenlerin,gayri ciddi rolleri! *** İnsanlar iki şeyi peşinde;şehvet,para! İkisi de insanı toslatırlar duvara! *** ALLAH ile aldatmak en büyük zulüm,kahır, Allah ile aldatan kimdir,hangi soydandır? *** Dünyevi başarılar nefsin oyunudurlar, Gözleri boyayıcı,hep aldatıcıdırlar. *** Para kazanmak için hiçbir çabam olmadı Çünkü "başarı" ölçüm "iyi insan olmak"tı. *** Pazara çıkarılan iplikler kapışıldı , Temiz(!) çamaşırları asacak ip kalmadı! *** Karnımızı doyurmak için çırpınıyoruz, Gönlümüzü doyurmak için ne yapıyoruz? *** ALLAH'ın-belki-en çok sevdiğ şey affetmek! En çok beklediği şey bizlerden,samimiyet! *** Beyinler susam kadar,Kaf Dağı'nda burunlar, Selam olsun sizlere bakarkör açık gözler! *** El-etek öpe,öpe aşınan ağızların, Tanıklığı geçerli olur mu bugün,yarın? *** Yalanlar,kıskançlıklar,fitneler,yolsuzluklar, Bireysel çürüyüşler,toplumsal erozyonlar! *** Belirlediğin hedef çok kısa be kardeşim! Sonsuzluğun yanında nedir ömür dediğin! *** Müslümanlar o kadar uzaklar ki Kitap'dan, Neredeyse halife olacak bir lafazan! *** Dipsiz çöp sepetinin kapağını açtılar, Genzileri yakmaya başladı gür kokular! *** Tahtaravelliden de kararsız benlikleri, Kırık dalga boyları üreten beyinleri! *** "Müslüman"olmamaktan daha büyük bir kayıp, Var mıdır bir kul için daha büyük bir ayıp? *** ALLAH selamet versin,müslümanlara bakın! Kimlerin ardısıra koşuyor akın,akın! *** ALLAH'ı gündeminden çıkaran çıkarana, Aldanış batağına saplanan saplanana! *** Müslüman adaletin,özgürlüğün simgesi, Geçmişin geleceğin mucizesi,dengesi. *** İhramlı kefenlenmiş ölü gibi olmalı, Ömür boyu ihramı taşırca yaşamalı. *** Müslüman müslümana düşürülüyor,dikkat! Küfrün oyunlarına gelmek büyük hamakat! *** ALLAH'ın "bak-gör" dediği yerden bakamayanlar, O'nun yaptıklarından birşey anlayamazlar! *** Hiç kimsenin fikrine saygı duymuyorsunuz, Nasıl bu kadar "uygar" olabiliyorsunuz? *** ALLAH'ı hoşnut etmek insanları etmekten, Çok daha kolay eğer sevmesini bilirsen! *** Aklın kılavuzluğu ne kadar güvenlidir? Öteler ötesine geçmek gönül işidir. *** Paylaşmayı bilmemek,bencillik,utanç,zillet! Milyonlar aç inlerken dört,beş öğün ziftlenmek! *** Beşer'i tutsak almış evrensel enaniyet, Özgürlüğe çağrıyor ölümsüz medeniyet! *** Çirkin politikanın yamru-yumru tipleri, Güncel müslümanların traji-komik halleri! *** ALLAH'tan Peygamber'den başkasına bağlanan, Su çekmeye çalışan bir ama kör kuyudan! *** Sevgiler sevgisini tadanlar bu dünyada, Hiçbir sevgiyle kanmaz,doymaz ne yapılsa da! *** Nelerle uğraşıyor şu devlet adamları(!) Ellerinde kalıyor ne varsa tuttukları! *** Her hangi bir can için can verebiliyorsan, ALLAH için verecek birşeyin yok mu insan?! *** Siyaset sahnesinin inmeyen perdeleri, Ciddi komedyenlerin,gayri ciddi rolleri!
EVRENSEL UTANÇ : GAZZE
Uykusuzluk yoldaşım bugünler / gecelerde Gözlerimin önünden gitmiyor,düşlerimden O yüzler,o bakışlar,o çığlıklar içimde Başka ses duymaz oldum onların seslerinden Yangınlar gürleşiyor sızlayan yüreğimde. Duran kalpler,kapanan gözler,susan ağızlar, Devrilen şerefeler,çöken yüksek çatılar, Işıkların üstüne abanan karanlıklar, Acemice darbeler yeryüzü tuvalinde…
Olan bitenler yalnız mazlum Gazze'de değil! İnsanlığın çatısı çöküyor oyun değil! İnsanlığın gözleri körelmiş yalan değil! Pencerelerde sönen yalnız ışıklar değil Barışın ışığı da soluyor ufuklarda, Dualar birleşiyor dudaklarda,ruhlarda.
-Problemin çözümü zor ufuksuz akıllarla, Kapalı kapıların ardında masalarda...-
Bu nasıl bir vicdandır sızlamaz kanamaz mı? Bu nasıl bir yürektir,korkmaz mı utanmaz mı? Yaradan'ın verdiği canı insan alır mı? Mazlumların ahları kanı yerde kalır mı?
Güvercinler uçarken mevsimsiz kuşaklara, Akbabalar gömülür yankısız kanyonlara…
Bu utancı yüklenmek,taşımak kolay değil! Bu günahtan tövbeyle kurtulmak mümkün değil! Sultan'ın huzuruna çıkmak oyuncak değil!
Sözün-Kelâmın- gücü mutlak yengin çıkacak(galip gelecek) Gücün sözünü(n) er-geç defterini dürecek(yeryüzünden kovacak)
Kini dinin yerine koyanlar boğulacak Onun bataklığının sonsuz burgaçlarında, Kan kokan elleriyle kendi sonlarını da Hazırlayanlar onlar,o çılgınlar olacak! Onlardan bahtsız değil onları kışkırtanlar, Gün gelecek çok pişman,çok mahcup olacaklar!
Ümmetin suskunluğu BİRLİK’ten uzaklığı Kahreden bir gafletin taşınmaz ağırlığı!
Uzun,geceler uzun,şafak kolay sökmüyor Gece ne şafaklara gebe,sancı büyüyor… Dolunay ufukları bürüdükçe bürüyor. Gözyaşı ırmakları kıyısız ummanlara Iğıl ığıl akarken taşıyor kıyılara. Nergisler papatyalar,güller aşkla sabırla Derilecekleri o “kutlu an”ı bekliyor…
Zaman,zamansızlığın yollarını gözlüyor…
ERGENEKON DESTANI ( ! )
Destan yazıyor destan,bizim aklı evveller Yaptıkları işlere ne akıl ne sır erer. Vatan elden gidiyor bir şeyler yapmak gerek. Başımıza çok çorap ölecek gericiler!
Atatürk olmak için yetmez ona özenmek! Yurt,insanlık aşkıyla çarpmıyorsa bir yürek Bir mermi boyu bile yol alamaz aslında, Kendini erişilmez bir yarışçı sansa da.
Bir yanda yurt severler(!),bir yanda sevmeyenler, Bir yanda güvercinler bir yanda köstebekler, Bir yanda kel kartallar,bir yanda albatroslar.
Efsanevi yiğitler(!) arz-ı endam ediyor, Vatanı kurtaracak tırnaklar bileniyor. Kazma,kürek,tüfek ne geçerse ellerine Onları biliyorlar sallıyorlar ha bire(!)
Kendi kuyularını ,kazıyor kendileri Kuyu kazıcıların dert görmesin elleri! Güvercinlere soluk aldırmayan şahinler, Kedilerle saklambaç oynayan cin fareler
Siyaset sahnesinde ateşli oyuncular, Ucu kanlı kalemle yazılan senaryolar. Oturacak yerleri olmayan tribünleri Hınca hınç dolduranlar,huzursuz düşünceli. Zaman,zaman dekorlar değişiyor sahnede. Gladyatörler alıyor onların yerlerini.
Kimin eli kimlerin cebinde belli değil, Kimin gözü kimlerin özünde belli değil! Hak ,hukuk ,demokrasi barış havarileri Sözleriyle birebir ters olan eylemleri. Çamur atma yarışı kızışıyor gitgide. Kimler et veren ata,ot veren kimler ite? Siyaset panayırı çok renkli hareketli. Pazarın ne esnafı ne müşterisi belli?
Hırsızlar,yalancılar ”Müslüman(!)”edasında. “Vatan kurtaran arslan”sahte kahramanlar da Onlardan pek aşağı kalmıyor doğrusu ya! Toplumsal anomiyi tetikleyen ne böyle? Kim baş edebilecek hızlanan çürümeyle? Gözleri kamaştıran gıcır gıcır koltuklar. Onları kapmak için koşuşturan tutsaklar. İnsanlığın üst üste yığılan sorunları Nefsinin oyuncağı dev devlet adamları(!) Sağ duyunun pabucu dama atıldığında Diller,gözler,yürekler devreden çıktığında. İplerini koparır kin ilkellik,bencillik İnsanın ümüğüne çöreklenir zalimlik. Bir gün herkes verecek her şeyin hesabını. Mazlum geri alacak zalimlerden hakkını. Yalancı pehlivanlar el ense çekiyorlar. Künde üstüne künde gelenler tırsıyorlar. Doğrusu ya merdane hepsi de birbirinden Ergenekon destanı yazılıyor yeniden!
Yazanlar,yazdıranlar habersiz birbirinden!
|